20 Kasım 2011 Pazar

Erasmus Programında İngilizce Önemli Mi?

Selam başçavusun damatları ve kaynanamın gelinleri. İyisinizdir umarım?

Hatırlayacağınız üzere geçen yazımda sizi uçak yolculuğuna hazır ettim. Ergenliğin ilk yıllarındaki 16'lık bebeler gibi suratınızda sivilce çıkmasına sebep olacak kadar strese girebileceğiniz bir konuya açıklık getirip, uçağa nasıl binileceğini anlatıp sizi sivilcelerden kurtardım. Yazıyı yazarken tüm amacım buydu; suratınızda sivilce oluşmasını engellemek, hehehhee...

Bugünkü blog yazımda "İngilizce'nin Erasmus programındaki yeri ve önemini" açıklamaya çalışacağım. Hepimizin de tahmin edebildiği gibi, dil sınavını ve mülakatı geçip erasmus programına katılmaya hak kazananların büyük bir çoğunluğu, ama epey büyük bir çoğunluğu, derdini İngilizce olarak anlatmakta zorlanıyor. Ne? TRT spikeri gibi mi konuştum? Yok cano, yanlışın var. Neyse...

"İngilizce olmadan olmayacak hacım, hadi gidip iki İngilizce kelime öğrenek."

"E peki dil sınavını nasıl kazandı, dil sınavını boşver mülakatı nasl geçti?"
Ağzının ortasına terlikle  vururum ama. Madem dil sınavını boşvericem, neden araya sıkıştırıyorsun onu? Hehehee... Sevgili talebe arkadaşlarım. Bir kişinin sınavı geçmiş olması, İngilizce'yi güzel bildiği anlamına gelmez. Aynı şekilde bir kişinin grameri bilmesi ya da mülakatı geçmesi de "konuşmayı bildiği" anlamına gelmez. Harbiden olum, çok ciddiyim lan. Sizin aklınızda oluşan soruları görebiliyorum.Hepsini yanıtlayacağım, sonra da bana hak vereceksiniz.

"Abi İngilizce'nin gramerini bilen birisi nasıl olur da konuşamaz?"
Jesse amcanız der ki grameri yalayıp yutmuş olmak, akıcı konuşacağınız anlamına gelmez, hatta ve hatta üzülerek söylüyorum ki bazı zamanlar gramerin anasını belleyip te konuşamayanlar oluyor. Evet, bulardan bir kaç tanesini tanıyorum Polonya'da. Şöyle düşünün arkadaşlar, bir iş hakkında herşeyi bilmeniz o işi mükemmel yapacağınız anlamına gelmez. Sonuçta konuşmak dediğimiz olay saniyelik olan birşey, saniyeler içinde cümlenin yapısını aklında oluşturup, seçmek istediğin kelimeleri seçeceksin ve gramere uydurup söyleyeceksin... Ölme eşşeğim ölme. Dediğim gibi bir işi teoride bilmek ve pratiğe dökebilmek tamamen farklı olaylardır.

"Abi tamam gramer mevzusunda haklısın da mülakatı geçen birisi nasıl olur da konuşamaz?"
Bunun da cevabı basit emmoğlu. Adam zaten İngilizce'yi berbat bir şekilde konuşuyorsa ve onun bölümünden mülakata girenlerin çoğu böyleyse diyebilir misin ki mülakatı geçen birisi İnglizce konuşabilir? Sonuçta adamın notları yüksekse ve grameri bilip dil sınavından yüksek alıp geçiyorsa gayet te mülakatın bir etkisi kalmıyor. Arkadaşlar, bu bir Türkiye gerçeğidir. Bize okullarda İngilizce öğretemiyorlar. Tamam, sistem yanlış gibi mevzulara gelip kafalarınız patlamadan önce mevzunun bu yöne gidişatına fren koyuyorum.

Abicim var yahu, yemin ediyorum gramer sınavında benimle aynı skoru alan bölümden bir arkadaşım var Polonya'da, hatta ve hatta benden bi kaç puan daha yüksek almış ta olabilir ama gel gelelim hiç İngilizce konuşamıyor.
"Teacher i dont understand yeeeaaaa..." deyip cinlerimi tepeme çıkartıyor yeminle. Bir gün 45 numara ayakkabımı tam ağzının ortasına yapıştırıcam. Hehhee... Yanlış anlama sayın ablam, kız düşmanı değilim. Sadece gerizekalıları sevmiyorum.

Velhasıl olaylarn en başına dönüp erasmus proramının amacına bir göz atalım. Erasmus programı her tanımın üstünde, otoritelerce tüzüklere geçmiş hali ile kültür değişim programıdır. Bak arkadaşım 2 oldu söylüyorum, TRT spikeri falan değilim, terlik geliyor ağzının ortasına. Hehhee... E be sayın talebe, sen bir kültür değişim programına katılıp, derdini anlatamayacak kadar bile İngilizce konuşamayıp hep Türklerle takılıp dışarı çıkabileceğin bir tek yabancı bir arkadaşın olmadıktan sonra dışkılarım ben böyle programa. Programın suçu yok, dışkılarım senin kalıbına.

"E ben zaten yeni insanlarla tanışmaya gelmedim, yeni yerler görmek için katıldım erasmusa yeaaa."
Yürü git!
"Gidicem tabi, Paris senin Berlin benim, Madrid senin Prag benim gezicem."
Paris ve Madrid te senin olsun arkadaşım. Acaba Amsterdam veya Prag'ta derdini nasıl anlatacaksın. Gerçek hayatta, ortaokul İngilizce kitaplarındaki gibi "How can i go to Sultanahmet?" sorusu ile geçiştirilmiyor bu işler. Karşında Mr. & Mrs. Brown ikilisi olmayacak!

Asabımı bozdunuz benim sevgili talebe arkadaşlarım, hehehee... Neyse, bir adet çikolata yedikten sonra sakinleştim. Sayın kız kuruları ve abaza erkek kümeleri, lütfen derdinizi anlatacak kadar İngilizce bilmeden katılmayın programa. İnanın gördüğünüz binalar ve facebook profilinize koyduğunuz resimler hariç hiçbir şey katamazsınız hayatınıza.

Neyse canolar, bu blog yazısı bu kadar yeter. Kızların yanaklarından makas alıp, erkeklere kafa tokusturarak selam verip ayrılırım buakşamlık...

PS: TRT spikeri değilim uleyn! (Tık!)
Özet: Arkadaşlar gözünüzün çapağını yiyeyim, en azından derdinizi anlatacak kadar İngilizce öğrenin.


2 yorum:

  1. ingilizce grammar ve konuşma seviyem pre intermediate...hibesiz gidiyorum,
    Allah yardımcım olsun :D
    yazı için teşekkürler :)
    anonim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hibeyi es geciyorum cunku o konu benden cikiyor, tamamen ailene bagli.
      Pre-intermediate yeter sayin talebe. Orada diger erasmus ogrencileri ile hasir nesir olur Ingilizce'ni pratikte 1 kademe yukari tasiyabilirsin de.

      Sil