6 Kasım 2011 Pazar

Erasmus Dil Sınavı ve Mülakat

Selamlar canlarım ciğerlerim, pek muhterem talebe insanı, umarım iyisindir/iyisinizdir.

Bugünkü blogumu Erasmus dil sınavı hakkında yazmayı planlıyorum. Tamam, ben de biliyorum çoğu kişi için en önemli kısım bu "sınav" kısmı. "Dayıoğlu zaten sınavı geçebilirsek gerisi kolay!" dediğinizi duyar gibiyim. Tamam yiğenim, sen öyle san cümlesini rahatlıkla sarfadebilirim o zaman sana. Zaten ilerleyen zamanlarda bu erasmus zımbırtısının detayına indikçe kazın ayağının öyle olmadığını anlayacaksın. Neyse, fazla dağıtmadan, girizgâhı da uzun tutmadan hafiften yazmaya başlayalım. Şşşş sen arkadaşım, sana diyorum arka sıradaki, konuşma da başlıyayım yazıma. Ehehe...

Pek sevgili başçavuş arkadaşlarım, önceki yazımda erasmus dil sınavının tarihini tutturduk, sınav için kayıt yaptırdık. Yavaş yavaş sınav tarihi yaklaşıyor, peki nasıl çalışacaksınız bu ecnebi İngilizce diline? Stres yapma arkadaşım, anlatıyorum.

Şimdi öncelikle elinize bir kitap alıp en basit konulardan başlayarak -hani şu klasik am, is, are'lardan başlayarak- mevcut İngilizce bilginizi bi gözden geçirmelisiniz arkadaşlar. Bu gözden geçirme sırasında hatırlayamadığınızı düşündüğünüz en ufak konuyu bile bir köşeye not edin amca oğulları/teyze kızları. Tamam mı, not ettiniz mi? Peki, devam ediyorum... Sınavda, bu tereddütte kaldığınız konulardan karnınızın en yumuşak yerine bir yumruk yemiş etkisi yaratabilecek sorular gelebilir. Düşünseniz ya: Soruyu okuyorsunuz, konuyu hayal meyal hatırlıyorsunuz, cevap ile ilgili az çok tahminde de bulunabiliyorsunuz ama cevaptan emin olamıyorsunuz; siz soruya bakıyorsunuz, soru size bakıyor, siz soruya bakıyorsunuz, soru... Ne kadar acı değil mi! Bu yüzden aklınızda en ufak bir tereddüt dahi oluşturabilecek konuların üzerinde durmalısınız.

"Vay efendim perfect tense bizde yok, ne saçma bi zaman bu böyle! Anlayamıyorum!"
Dur şampiyon, sinirlenme hemen. Onlarda da geçmiş zamanın hikayesi ya da geçmiş zamanın rivayeti gibi zaman kavramları yok. Burada zaten önemli olan nokta İngilizce'yi Türkçe olarak anlamaya çalışmak değildir. Bakın bu kavram gerçekten çok önemlidir. Olum hakkaten lan, dalga geçmiyorum cidden önemli. Eğer bir yabancı dili öğrenmeye çalışırken "Türkçe'nin mantığı ile" birebir örtüştürmeye kalkarsan olmaz, zorlanırsın. Nirvanaya ulaşmış budist rahip misali Türkçe'nin her bir kelimesinden, her bir cümlesinden arınıp öğrenmelisin bir dili. İngilizce'yi de bu şekilde çalışmalısın. Vay efendim perfect tense deyip celallenmek hiç bir işe yaramayacak çünkü.

Sınavda önemli olan hususlardan birisi de kelime dağarcığıdır. Çünkü kısa da olsa bir hikaye verilip, noktalı kısımlara aşağıdaki kelimelerden hangisi gelmelidir gibi bir sorunun/soruların sorulmama ihtimali, Menemenspor'un şampiyon olma ihtimali ile aynıdır. Peki nasıl geliştireceksiniz kelime dağarcığınızı? Ben size kendi uyguladığım taktiği söyliyeyim: Açıyorum interneti ve İngilizce yazılmış romanların özetlerini okuyorum/okumaya çalışıyorum. Bunları okurken bilmediğim kelimelerin anlamlarına bakıp, ileride kullanabileceğimi düşündüklerimi bir kağıda yazıyorum ve hemen hemen hergün bir kere o kağıtta yazan kelimelere göz atıyorum. Burada önemli olan, işinize yarayabilecek kelimeleri seçmek. Arkadaşım, "Amma da yaptın birader, zilyon tane kelime varç Hangisinin işime yarayıp yaramayacağını ben nereden bileyim?!" duyuyorum. Bi saniye izin ver açıklayacağım. İşine yarayacak muhtemel kelimeleri sana elbette ki söyleyemem. Ama ne tür kelimelerin işine yaramayacağını az çok söyleyebilirim. Sonuçta müneccim değilim ki herseyi bileyim. Hehhee... Şimdi çoğu teknik kelime erasmus sınavına hazırlanırken hiç bir işine yaramaz. Peki nedir bu teknk kelime, ne gibi kelimeler teknik kelimelerdir? Teknik kelime bir meslek ya da uzmanlık alanına dahil olan kelimelerdir. Örneğin avagadro sayısı, paralel evrenler, efendime söyliyeyim nominal değerler, parite vs... Gerek yok...

Epey uzun bir yazı oluyor, umarım hepsini hatim edersiniz.

Tamam cengaverler, biliyorum sıkıldınız ama az kaldı. Tamam, sınavı geçtiğinizi varsayıyorum (Lan yoksa?!) sıra geldi mülakata. Daha önce hiç pratik yapmamışsınız, belki grameri çok iyi biliyorsunuz ama olay konuşmaya gelince herşey aklınızdan uçuveriyor di mi? Biliyorum ciğerim, aynı yollardan biz de geçtik hehe. Peki nasıl olacak bu mülakat işi? Heyecan var he mi? Çözümü basit: Passiflora denen şuruptan bir kaç ölçek  içersen ağzının sol yanından akan salyalarını kontrol edemeyecek kadar rahat ve gevşek olursun. Aman! Sakın böyle bir şey yapmayın! Konuşmaya çalışırken "o an" içinde doğru tenseleri seçip doğru fiil formunu kullanmak için, cümlenin gidişatına uygun kelimeleri bulmak için ve bilimum şekilde akıcı konuşmaya çalışmak için İngilizce düşünmek gerekir.

Peki nedir İngilizce düşünmek? Bi düşünün bakalım... Buldunuz di mi? Aferim, doğru cevabı buldunuz ama çuvalladınızç Neden mi? Çünkü sorumun cevabını bulabilmek için Türkçe düşündünüz, hehhee... Neyse efendim, şaka bir yana ne demek istediğimi gayet iyi anladınız. Daha iyi İngilizce konuşabilemek için İngilizce düşünmek gerekir. Evde bunu kendi kendinize pratik edebilirsiniz. Örneğin her insan kendi kendine kaldığında ya da birleylerle uğraşırken içinden kendisiyle konuşur. İşte kendi içinizde yaptığınız bu konuşmaları İngilizce yapın canlarını yediklerim. Ciddiyim işe yarıyor olm, denedim oldu. Olmazsa gelin beni bulun!

Bir de bizim okulda mülakat yoktu ama çoğu okulda mülakat var. Abidik gubidik sorular soruyorlarmış sanırım. Gidincene yapacaksın, orada nasıl bir ortam bekliyorsun vs gibisinden... Benim de arkadaşlarımdan aldığım bilgilere göre (ki kendileri mülakatlara girmiş insanlardır) hepsi "gezicem, eğlenicem, evet sosyalleşicem, derslere de girerim arada" tarzı cevaplar vermişler. Ve hepsi de mülakatı geçmiş. Bakın benim konuştuklarım arasından bir tanesi bile "çok çalışıcam ve karnemde hepsini pekiyi getiricem" dememiş. Erasmus zaten kültür değişimidir, mülakatı yapan kişilerin,  sosyal ve kendi kültürümüzü orada en iyi şekilde temsil edecek öğrencileri seçmek istemesi kadar doğal birşey yoktur.

Velhasıl kelam bugünlük bu kadar yetti. Görüşmek üzere arkadaşlar...

PS: Menemen Spor için tıkla.

Özet: Olum fok balıkları ne kadar tatlı bi hayvandır öyle!

Uncle Jesse

2 yorum:

  1. Bu konuda bilgim yok yardım ederseniz çok sevinirim bizim okulun Almanya da bır okulla anlasması varmış ben dil sınavına ingilizceden mi yok Almancadan mı gireceğim

    YanıtlaSil
  2. Ingilizce'den gireceksin sayin talebe. Mesela ben Polonya'ya gitti ama Lehce sinavina girmedim. Zaten her ulkenin kendi egitim dilinden sinava girecek olsaydin Uluslararasi birim altindan kalkamazlardi. Yine de erasmus dil sinavlarinin arasinda Almanca ve Fransizca oldugunu goz onunde bulundurursak, bunlar senin istegine bagli olanlardir. Istersen Almanca'dan girersin, istersen Fransizca'dan istersen de Ingilizce'den. Genelde ingilizceden girerler...

    YanıtlaSil